Open

BEYİN TÜMÖRÜ

004

Beyin nasıl bir organdır hangi yapılardan oluşur?

 

Beyin, yumuşak, süngerimsi bir doku kütlesidir. Kafatası kemikleri ve menings olarak adlandırılan üç adet ince zar tarafından korunmaktadır. Serebrospinal sıvı adı verilen ve suya benzeyen bir sıvı, beyni sarar ve tampon görevi görür. Beyin sıvısı, meningsler arasındaki boşluklar ile beyin içindeki karıncık denilen boşluklarda bulunur.

Beyinfonksiyonları nelerdir?

Bir sinir ağı, beyin ve vücudun kalan kısmı arasındaki mesajları taşır. Bazı sinirler beyinden doğrudan gözlere, kulaklara ve kafanın diğer kısımlarına giderler. Diğer sinirler ise beynin vücudun diğer bölümleri ile bağlantı kurması için omurilikten giderler. Beyin ve omurilik içindeki glia hücreleri, sinir hücrelerini sarar ve onları yerinde tutarlar. 
Beyin, yapmayı seçtiğimiz eylemleri (yürümek ve konuşmak, gibi) ve vücudumuzun biz düşünmeden yaptığı eylemleri (nefes almak, gibi) yönetir. Beynimiz aynı zamanda duyularımızdan (görme, işitme, dokunma, tat alma ve koklama), hafızamızdan, duygularımız ve kişiliğimizden de sorumludur. 
Beynin farklı etkinlikleri denetleyen üç ana parçası vardır:

  • Serebrum– Beynin en büyük parçasıdır. Beynin üst kısmıdır. Çevremizde olan biteni bize bildirmek için duyularımızdan gelen bilgiyi kullanır ve vücudumuza olan bitene nasıl cevap vermesi gerektiğini söyler. Okumayı, düşünmeyi, öğrenmeyi, konuşmayı ve duyguları kontrol eder.

Serebrum, farklı etkinlikleri kontrol eden iki yarım küreden oluşmuştur. Sağ yarısı, vücudun sol tarafındaki kasları kontrol eder. Sol yarısı ise, vücudun sağ tarafındaki kaslardan sorumludur.

  • Serebellum (Beyincik) – Serebrumun altında, beynin arka tarafında yer alır. Dengeyi ve yürüme ve konuşma gibi karmaşık etkinlikleri kontrol eder.
  • Beyin Sapı – Beyni omuriliğe bağlar. Acıkmayı ve susamayı denetler. Denetlediği diğer etkinlikler arasında, solunum, vücut sıcaklığı, kan basıncı ve diğer temel vücut fonksiyonları da vardır. 

.

Tümör gelişimi nasıl bir süreçten geçer?

Kanser, dokuları oluşturan yapı taşları olan hücrelerde başlar. Dokular da vücudun organlarını yaparlar.

Normal olarak, hücreler büyür ve vücut onları gereksindiği için yeni hücreler oluşturmak üzere bölünürler. Hücreler yaşlandıklarında ölürler ve yerlerini yeni hücrelere bırakırlar.

Bazen bu düzenli süreç, yanlış çalışır. Vücudun ihtiyacı yokken yeni hücreler oluşur ve ölmeleri gerektiği halde yaşlı hücreler ölmezler. Ortaya çıkan bu fazladan hücreler tümör ya da ur adı verilen bir doku kütlesi oluşturabilirler. ;

Beyin tümörleri iyi huylumu(Selim) yoksa kötü huylu (Habis) tümörlermidir?

Beyin tümörleri iyi ya da kötü huylu olabilirler.

  • İyi huylu beyin tümörleri, kanser hücreleri içermezler:
  • Genellikle, bu tümörler çıkarılabilir ve tekrar büyüme olasılıkları azdır.
  • İyi huylu bir tümörün sınırları veya kenarları açıkça görülebilir. İyi huylu tümör hücreleri, çevredeki dokuya hücum etmezler veya vücudun başka bölümlerine yayılmazlar. Ancak, beyindeki bazı hassas alanlara baskı yapabilir ve ciddi sağlık sorunlarına neden olabilirler.
  • Vücudun diğer birçok kısmındaki iyi huylu tümörlerden farklı olarak iyi huylu beyin tümörleri bazen yaşamı tehdit edicidirler.
  • Çok nadir olarak, iyi huylu bir beyin tümörü, kötü huylu bir tümöre dönüşebilir.
  • Kötü huylu beyin tümörleri, kanser hücreleri içerirler:
  • Genellikle, kötü huylu tümörler daha ciddidir ve çoğunlukla yaşamı tehdit edicidirler.
  • Çabucak büyüme ve çoğalmaya veya çevreleyen sağlıklı beyin dokusuna hücum etmeye eğilimlidirler.
  • Çok nadiren, kötü huylu bir beyin tümöründen kanser hücreleri çıkıp beynin diğer kısımlarına, omuriliğe veya vücudun diğer bölümlerine yayılabilirler.
  • Bazen kötü huylu bir tümör, sağlıklı dokuya dek uzanmayabilir. Bir doku katı içinde kalabilir veya kafa kemikleri ya da kafadaki bir diğer yapı, tümörü kuşatabilir. Bu tip bir tümöre, enkapsüle denilir.

Beyin tümörleri nasıl derecelendirilir ? Bu derecelendirme ne anlama gelmektedir

? Beyin tümörleri, düşük (I. derece) ve yüksek (IV. derece) olarak derecelendirirler. Bir tümörün derecesi, mikroskop altındaki görünümünü ifade eder. Yüksek dereceli tümörün hücreleri daha anormal görünümlüdür ve düşük dereceli tümörlere göre daha hızlı büyürler. Yüksek dereceli tümörlerin seyri daha kötüdür.

Beyin tümörü oluşmasında risk faktörleri nelerdir?

Araştırmalar, bazı risk faktörlerine sahip olan insanların beyin tümörü geliştirmeye diğerlerinden daha yatkın olduğunu göstermiştir. Risk faktörü, bir kişinin hastalık geliştirme olasılığını arttıran herhangi bir etmendir.
Aşağıdaki risk faktörleri, birincil beyin tümörü geliştirme olasılığını arttırır:

  • Erkek olmak: Genellikle beyin tümörleri erkeklerde kadınlara göre daha sık görülür. Ancak, meningiomlar kadınlarda daha sıktır.
  • Irk: Beyin tümörleri beyazlarda diğer ırktan olanlara göre daha sık görülür.
  • Yaş: Beyin tümörlerinin çoğu 70 yaş ve üzeri insanlarda tespit edilmiştir. Ancak, beyin tümörleri çocuklarda ikinci en yaygın görülen kanserdir (en sık görülen çocukluk kanseri, lösemidir). Beyin tümörleri en çok 8 yaşından küçük çocuklarda görülür. Daha büyük yaştaki çocuklarda görülme sıklığı daha azdır.
  • Ailevi hikaye: Gliomu olan aile üyeleri, bu hastalığa yatkınlığı arttırabilir.
  • Çalışma ortamında radyasyon veya bazı kimyasallara maruz kalmak
  • Radyasyon: Nükleer sanayi işçilerinde beyin tümörü geliştirme riski yüksektir.
  • Formaldehit: Formaldehit ile çalışan patologlar ve mumyalama ile uğraşanlarda beyin kanseri gelişme riski yüksektir. Bilim adamları, formaldehide maruz kalan başka işçilerde beyin kanseri riskinde artma bulamamışlardır.
  • Vinil klorid: Plastik işçileri, vinil kloride maruz kalabilirler. Bu kimyasal, beyin tümörleri riskini arttırmaktadır.
  • Akrilonitril: Dokuma ve plastik yapan insanlar, akrilonitrite maruz kalabilirler. Bu durum beyin kanseri riskini arttırmaktadır. 

Cep telefonlarının beyin tümörlerine neden olup olmadığını araştırılmaktadır. Şimdiye dek yapılan çalışmalar, cep telefonu kullanan kişilerde beyin tümörü riskinin arttığını göstermemiştir.
Araştırmacılar, kafa yaralanmalarının da beyin tümörleri için bir risk faktörü olup olmadığını araştırmaya devam etmektedirler. Şimdiye dek yapılan çalışmalar, böyle bir durumun riski arttırdığını göstermemiştir.
Bilinen risk faktörlerine sahip insanların çoğunda beyin kanseri gelişmez. Öte yandan, hastalanan pek çok kişide de bu risk faktörlerinin hiçbiri yoktur. Risk altında olabileceğini düşünen kişiler, bu konuyu doktorları ile görüşmelidirler. Doktor, riski azaltma yollarını önerebilir ve kontroller için uygun bir program planlayabilir.

Beyin tümörü belirtileri nelerdir?

Beyin tümörü belirtileri, tümörün boyutuna, tipine ve yerleşimine bağlıdır. Tümörün bir sinire baskı yapması veya beynin belli bir alanına zarar vermesi ile belirtiler ortaya çıkabilir. Belirtiler, beyin şiştiği veya kafa içinde sıvı arttığında da oluşabilmektedir. Beyin tümörlerinin en sık rastlanan belirtileri şunlardır:

  • Baş ağrıları (genellikle sabahları daha kötüdür)
  • Mide bulantısı veya kusma
  • Konuşma, görme veya işitmede değişiklikler
  • Denge ve yürüme problemleri
  • Duygudurum, kişilik veya konsantre olma yeteneğinde değişiklikler
  • Hafıza problemleri
  • Kas seğirmesi veya kasılması (nöbetler veya havaleler)
  • Kol veya bacaklarda hissizlik veya karıncalanma

Bu belirtiler bir beyin tümörünün kesin belirtileri değildir. Başka durumlar da bu belirtilere neden olabilir. Belirtileri olan kişiler mümkün olduğunca çabuk doktora gitmelidirler. Sadece bir doktor problemi teşhis ve tedavi edebilir.

Beyin tümörü teşhisi nasıl konmaktadır?

Eğer kişide beyin tümörünü düşündüren belirtiler varsa, doktor aşağıdaki işlemlerin birini veya daha fazlasını uygulayabilir:

  • Fiziksel muayene: Genel sağlık işaretleri kontrol edilir.
  • Nörolojik muayene: Uyanıklık, kas gücü, koordinasyon, refleksler ve ağrıya cevap kontrol edilir. Aynı zamanda, göz ve beyni birleştiren sinir üzerine bir tümör basısı nedeniyle oluşan bir şişlik olup olmadığını anlamak için gözde muayene edilir.
  • BT tarama: Başın bir dizi detaylı resmini çeken, bilgisayara bağlanmış bir röntgen cihazıdır. Resimlerde beynin daha net çıkabilmesi için, özel kontrast bir madde hastaya enjekte edilir. Resimler, beyinde tümörü gösterebilir.
  • MRI: Bilgisayara bağlı güçlü bir mıknatıstır ve vücut içinin ayrıntılı resimlerini verir. Bu resimler bir monitörde izlenir ve basılabilir. Bazen, beyin dokusundaki farkları göstermeye yardım etmek için özel bir madde enjekte edilir.

Ayrıca başka testler de yapılabilir:

  • Anjiyogram: Röntgende daha iyi çıkmalarını sağlamak için, beyindeki kan damarlarına giden kana enjekte edilmiş kontrast madde ile yapılır. Bir tümör varsa, bu sayede doktor onu röntgende görebilir.
  • Kafatası röntgeni: Beyin tümörlerinin bazı tipleri, beyinde kalsiyum depolanmasına veya kafatası kemiklerinde değişmelere neden olmaktadır. Bir röntgen ile doktor bu değişiklikleri kontrol edebilir.
  • Lomber ponksiyon (omurilik sıvısı aspirasyonu): Doktor, beyin-omurilik sıvısından (beyin ve omurilik çevresindeki ve içindeki boşlukları dolduran sıvı) bir örnek alabilir. Bu işlem, lokal anestezi ile yapılır. Doktor, omurgadan sıvı alabilmek için uzun, ince bir iğne kullanır. Lomber ponksiyon yaklaşık 30 dakika sürer. Baş ağrısının önlenmesi için hasta, birkaç saat boyunca düz olarak yatmalıdır. Alınan sıvı, bir laboratuarda incelenir ve içinde kanser hücreleri veya başka problem belirtileri olup olmadığına bakılır.
  • Myelogram: Bu bir omurga röntgenidir. Özel bir kontrast maddeyi beyin omurilik sıvısına enjekte etmek için lomber ponksiyon yapılır. Kontrast maddenin sıvıyla karışmasını sağlamak için hasta yan yatırılır. Bu test omurilikte bir tümör olup olmadığını tespit etmede doktora yardımcı olur.
  • Biyopsi: Tümör hücrelerini tespit etmek için dokunun alınmasına, biyopsi adı verilir. Patolog, mikroskoptan bakarak dokuda anormal hücre olup olmadığını kontrol eder. Biyopsi, kanseri, kansere giden doku değişimlerini ve diğer durumları gösterebilir. Bir beyin tümörünün teşhis edilmesinin kesin olan tek yolu biyopsidir.

Cerrahlar, tümör hücrelerini aramak için dokuyu üç şekilde alabilirler:

  • İğne biyopsisi- Cerrah, kafa derisinde küçük bir kesi yapar ve kafatasına küçük bir delik açar. Buna, burr deliği denir. Doktor burr deliğinden bir iğne sokar ve beyin tümöründen bir örnek doku çeker.
  • Sterotaksik biyopsi- CT veya MRI gibi bir görüntüleme cihazı, burr deliğinden tümöre giden yolda rehberlik eder. Cerrah dokudan örnek almak için bir iğne kullanır.

Beyin tümörleri nasıl tedavi edilir?

Beyin tümörü bulunan insanların birkaç tedavi seçeneği vardır. Tümörün tipine ve aşamasına bağlı olarak hastalar, cerrahi, ışın tedavisi veya kemoterapi ile tedavi edilebilirler. Bazı hastalar için tedavilerin bir birleşimi gerekir. Ayrıca, hastalığın herhangi bir aşamasında, ağrıyı ve kanserin diğer belirtilerini kontrol etmek, tedavinin yan etkilerini azaltmak ve duygusal sorunları hafifletmek için tedavi alabilirler. Bu tip bir tedavi, belirti yönetimi, destekleyici bakım veya hafifletici bakım olarak adlandırılır.

Beyin tümörleri cerrahisi nasıl yapılır?

Cerrahi, birçok beyin tümörü için kullanılan bir tedavi şeklidir. Kafatasını açmak için yapılan cerrahiye kraniyotomi adı verilir. Genel anestezi altında gerçekleştirilir. Cerrahi başlamadan önce, kafa derisi tıraş edilir. Daha sonra cerrah kafa derisini keser ve kafatasından bir parça kemik kaldırmak için özel bir çeşit testere kullanır. Tümörün bir kısmı veya tamamı çıkarıldıktan sonra, cerrah, kafatasındaki açıklığı bir parça kemik, metal veya kumaşla kapatır. Daha sonra da kafa derisindeki kesiyi kapatır.

Beyin tümörleri tedavisinde radyoterapinin yeri nedir?

Bazen cerrahi mümkün değildir. Tümör beyin sapı veya başka bazı alanlarda ise, cerrah çevre dokulara hasar vermeden tümörü çıkartamaz. Cerrahi alamayacak olan hastalar, ışın tedavisi veya başka bir tedavi alabilirler. Işın tedavisi (radyoterapi), tümör hücrelerini öldürmek için yüksek enerjili ışınlar kullanır. Bu ışın, x ışını, gamma ışını veya protonlar olabilir. Büyük bir makine ışını tümöre ve tümöre yakın olan dokuya yöneltir. Bazen radyasyon tüm beyne veya omuriliğe de verilebilmektedir. Işın tedavisi genellikle cerrahinin ardından yapılmaktadır. Işın, cerrahi sonrası bölgede kalmış olabilecek tümör hücrelerini öldürür. Bazen, cerrahi olamayan hastalar cerrahi yerine ışın tedavisi olabilirler. Tedavi programı tümörün tipi ve büyüklüğüne ve hastanın yaşına bağlıdır. Her bir tedavi sadece birkaç dakika sürer.

Cerrahiye bağlı yan etkiler nelerdir?

Cerrahiden sonraki ilk birkaç gün hastalarda çoğunlukla baş ağrısı ve rahatsızlık görülmektedir. Ancak, ilaçlarla ağrı kontrol altına alınabilir. Hastaların güçsüz ve yorgun hissetmeleri de sık görülür. Bir ameliyattan sonra iyileşme süresi her hasta için farklılık gösterebilir. Beyinde, beyin-omurilik sıvısı veya kan artabilir. Bu şişmeye, ödem adı verilir. Şişmenin azalmasına yardım için hastaya steroid verilebilir. Sıvıyı çekmek için ikinci bir cerrahi gerekebilir. Beyindeki karıncıklardan birine uzun, ince bir tüp (şant) yerleştirilir. Bu tüp, cilt altından vücudun başka bir bölgesine, genellikle de karın bölgesine götürülür. Aşırı sıvı beyinden taşınır ve karın bölgesine bırakılır. Enfeksiyon, cerrahi sonrası gelişebilecek bir diğer problemdir. Eğer bu ortaya çıkarsa, hastaya antibiyotik verilir. Beyin cerrahisi, normal dokuyu zedeleyebilir. Beyin hasarı ciddi bir sorun olabilir. Hastanın düşünmesinde, görme işlevinde veya konuşmasında sorunlar olabilir. Hastada kişilik değişiklikleri veya nöbetler de ortaya çıkabilir. Bu problemlerin çoğu zamanla azalır veya ortadan kaybolur. Ancak bazen beyin hasarı kalıcıdır. Hastanın fizik tedaviye, konuşma terapisine veya iş ve uğraşı tedavisine ihtiyacı olabilir.

Işın Tedavisine bağlı yan etkiler nelerdir ?

Bazı hastalarda tedavi sonrasında birkaç saat mide bulantısı olabilir.Işın tedavisi, tedavi devam ettikçe hastaların çok bitkin hale gelmesine de neden olabilir. Buna ilaveten, ışın tedavisi genellikle saç kaybına yol açmaktadır. Saç genellikle birkaç hafta içinde uzar. Işın tedavisi, tedavi edilen alandaki cildi de etkileyebilir. Kafa derisi ve kulaklar kırmızılaşabilir, kuruyabilir ve hassas hale gelebilir. Bazen ışın, sağlıklı beyin dokusunu da öldürür. Bu yan etki, ışın nekrozu olarak adlandırılır. Nekroz, baş ağrısı, nöbet ve hatta hastanın ölümüne bile yol açabilir. Çocuklarda ışın, hipofiz bezini ve beynin diğer alanlarını zedeleyebilir. Bu durum, öğrenme problemlerine, büyümenin ve gelişmenin yavaşlamasına neden olabilir. Ayrıca çocukluk sırasında alınan ışın, hayatın ileriki aşamalarında ikincil tümör riskini de arttırmaktadır. Araştırmacılar, beyin tümörlü genç çocuklarda ışın tedavisi yerine kemoterapinin kullanılıp kullanılamayacağı üzerinde çalışmaktadırlar. Kemoterapi ve ışın tedavisi aynı anda verildiğinde yan etkiler daha kötü olabilir.